Amerikan Estetik Plastik Cerrahi Birliği’ne göre 2005 yılı içinde
Amerika Birleşik Devletleri’nde 11.5 milyon cerrahi veya cerrahi
olmayan estetik müdahale yapılmıştır. Bir önceki yıl ile
karşılaştırıldığında cerrahi müdahalelerde %1’lik bir artış varken (2.1
milyon) cerrahi olmayan müdahalelerde %4’lük bir azalma olmuştur (9.3
milyon). Ancak daha önceki yıllarla karşılaştırıldığında cerrahi
müdahalelerdeki artış çok daha çarpıcıdır. Sekiz yıl öncesi (1997) ile
kıyaslama yapıldığında artış oranı %444’dür. Hem kadın hem de erkeklerde
en sık yapılan cerrahi müdahale yağ çekme (liposuction) iken ikinci
sırayı kadınlarda meme büyütme, erkeklerde ise burun estetiği
oluşturmuştur. İlginç olan yüz germe operasyonunun erkeklerde en sık
yapılan 5 operasyon arasında olmasıdır. Cerrahi olmayan müdahalelerde
de ilk sırayı Botox enjeksiyonları almaktadır. Bunu sırasıyla lazer
epilasyonu, dolgu maddesi enjeksiyonu, mikrodermabrazyon ve kimyasal
soyma (peeling) işlemi izlemektedir. Ülkemizde de estetik müdahale
yaptıran kişilerin her sene arttığını düşünüyoruz. Daha önceleri sadece
belli bir gelir düzeyine sahip kişiler ve özellikle hanımlar bu
müdahaleleri tercih etmekteyken, bugün orta gelir düzeyinden kişilerin
ve erkeklerin de Plastik Cerrahi polikliniklerine sıkça başvurduğunu
görmekteyiz. Geçenlerde yayınlanan ve estetik müdahaleler için tüketici
kredisi kullanan kişileri konu alan bir televizyon programı sanırım
bunun en güzel örneklerinden birisidir. Peki bu artışın nedeni nedir?
Bunun bir çok cevabı vardır, aşağıda yer yer bunun cevabı işlenecektir.
Nedenlerden birisi meslekidir. Saç transplantasyonunu öğrenmek için
Nashville şehrindeki kliniğinde bir süre misafir olduğum Dr. Fisher
kendisine gelen hastaların genellikle avukat, doktor ve diş hekimi
olduğunu söylemişti. Bu kişilerin önemli bir kısma hastaları üzerinde
daha iyi imaj bırakmak için bu müdahaleyi yaptırıyorlardı.
Son yıllarda estetik müdahalelerin artışının bir sonucu da konuyla
uzak-yakın ilgisi olan bir çok kişinin bu güzel pastadan pay almak, en
azından uzaktan parmağıyla pastanın kremasından bir tatmak istemesidir.
Estetik kelimesi artık sihirli bir kelime olmuş, bir çok kişi içinde
bu kelimenin geçtiği sıfatları kendisine layık görmeye başlamıştır (ben
yaptım, oldu misali). Bu durum da bir çok sakıncayı peşinden
getirmektedir. Yetkili resmi kurumlarca belirlenmiş azami eğitimi alan,
diplomalı ve işini layıkıyla yapanlara söyleyecek sözümüz yoktur.
Ancak ehliyeti olmayan kişilerin verdiği zararlar göz ardı edilemez.
Kendi yüzüne ya da vücuduna cerrahi ya da tıbbi müdahale yaptırmayı
planlayan kişiler müdahale yapanın niteliklerini ya da müdahale
ortamının koşullarını iyice sorgulamalıdırlar.
Yaş açısından olaya bakılacak olursa estetik prosedürlere en sık
başvuru 35-50 yaş arasında olmaktadır (%47). Bir alt ya da üst yaş
grupları ise eşit ağırlıkta ikinci sırayı paylaşmakta iken 18 yaş altı
grup ancak %1.5’luk bir yer kaplamaktadır (Amerikan Plastik Cerrahi
Derneği verileri). Çok genç bireylerde estetik fikri garip gelebilir.
Televizyonda bazı magazin ya da açık oturum vb. programlarda konunun
daha da çarpıcı olması, dikkat çekmesi (kısacası rayting alması) amaçlı
genç yaşta estetik konusu zaman zaman işlenmektedir. Şunu vurgulamak
gerekir ki uygun endikasyon taşıdığı sürece bazı estetik operasyonlar
genç yaşta da yapılabilir. Peki, o zaman örneğin 6 yaşındaki bir çocuğa
estetik müdahale yapılabilir mi? Kulağa garip geliyor, ancak cevabı
neden olmasındır? Örneğin kepçe kulağın tedavisinin okul çağından önce
yapılması uygundur. Çünkü çocuk koruyucu bir ortamdan (aile) çıkıp dış
dünyaya adım atmaktadır ve yeni ortamı çocuğun kepçe kulağına fazla
toleranslı yaklaşmayacaktır. Arkadaşları tarafından devamlı alay konusu
olan genç bir bireyin ruh yapısının normal gelişmesi düşünülebilir mi?
Ya da son derece iri veya asimetrik (Poland sendromu vb. anomalilerle
olabilir) memeleri olan ve bu nedenle de sağlık sorunları (şiddetli
sırt ve bel ağrısı ya da sosyal geri çekilme, depresyon vb. psikolojik
problemler) olan bir genç kızın şartlar uygunsa tedavi görmesi daha
doğru olmaz mı? Uzmanların çoğunluğu uygun şartlarda yapılan estetik
bir müdahalenin genç bir bireyin okuldaki performansına ve psikolojik
ve sosyal gelişimine katkıda bulunacağı konusunda hemfikirdirler.
Amerikalı estetik cerrahlardan Dr. Reilley bu konuda “insan hayatını
değiştirebilen operasyonları yapabilme kabiliyeti ve eğitimine sahip
olmamız ne kadar güzel” şeklinde bir yorum getirmiştir. Kısacası estetik
müdahalelere sadece magazin yönüyle bakmak hatadır.
Estetik operasyonların maliyetleri son yıllarda daha da azalmıştır.
Buna insan ömrünün uzaması, ancak insanların yaşlanmak istememesi gibi
bir neden de eklenince niçin estetik prosedürlerin son yıllarda hızla
arttığı sorusunun cevaplarından birisi alınabilir. Maliyet konusu
açılmışken… Amerika Birleşik Devletleri’nde sadece uzman hekimin aldığı
hizmet ücreti (hastane, anestezi, ameliyathane vb. dışında) meme
küçültme, meme büyütme, yüz germe ve Botox uygulaması için sırasıyla
ortalama 4.000, 5.500, 6.300 ve 382 dolardır. Ancak, örneğin yüz germe
için 20.000 dolar ücret alan Plastik Cerrahlar da vardır. Amerika
Birleşik Devletleri ve Avrupa ile karşılaştırıldığında ülkemizde bu
prosedürler çok daha ucuza mal olmakta ve uzmanlık eğitimi almış
kişilerin elinde olmak şartıyla hastalar aynı kalitede sağlık hizmetini
alabilmektedirler. Bu durum ülkemizde Plastik Cerrahinin sağlık
turizmi için ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu
göstermektedir.
Kısacası estetik müdahalelerle ilgili rakamlar her geçen gün
büyümektedir. Hem arz hem de talep artmakta, gelişen tıp ile beraber
estetik operasyonlar da çeşitlenmekte, kozmetik ürünler de işin içine
girince büyük bir sektör oluşmaktadır. Burada arz edenlerin nitelikli
olması, talep edenlerin ise yeterli bilgiye sahip olması ve müdahale
öncesinde sorgulama yapması gerekmektedir.
Doç. Dr. Ömer Refik Özerdem
Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı